NTV’de Gündemi Değerlendirdi
Cesaretin varsa gelirsin karşıma oturur konuşuruz, ne meydanlarda bağırıp duruyorsun? Bağırma! “Ey Kılıçdaroğlu, ey Kılıçdaroğlu...” Evet Kılıçdaroğlu burada kardeşim. Kılıçdaroğlu aslanlar gibi duruyor, cesaretin varsa, senin deyimine göre korkak ve ödlek değilsen gelirsin buraya kardeşim, otururuz hesaplaşırız.
NTV’de Gündemi Değerlendirdi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, NTV’de yayınlanan "Kılıçdaroğlu Özel" programında Oğuz Haksever’in sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Oğuz HAKSEVER- Belki kaçınılmaz olarak öyledir, siyaset biliminde her halde bir yeri vardır. Türkiye’nin siyasi ufkunda, Türkiye’nin kaderimizle bağlantılı ufkunda 2019 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi var. Bugün gündemde olan pek çok konu dönüp dolaşıp 2019’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine değiyor. Siyasi her konu özellikle iktidarla ana muhalefet arasındaki her konu o cumhurbaşkanlığı seçiminin çekim alanına sürükleniyor. Bu ortamı önemli ölçüde 16 Nisan referandum sonuçları tetikledi. Tutuklanma olasılığının ortaya atılması, MİT tırları tartışması, adalet yürüyüşü, dış politika konuları, ekonomi, memura zam görüşmeleri, arada pek çok gündem maddesi var ve bunların pek çoğu cumhurbaşkanlığı seçimlerinin çekim alanına sürükleniyor. Hatta Adalet Yürüyüşü günlerinde karavanda yemek yerken çekilmiş fotoğraf bile o çekim alanı içerisinde yer alabiliyor. Elbette o konuya da geleceğiz efendim. İyi akşamlar. Gündem Ana Muhalefet Liderinin söyleyecekleri ve 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Bu sözlerle Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yayınımıza hoş geldiniz diyoruz, teşekkür ediyoruz Sayın Genel Başkan.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Teşekkür ederim, sizler de hoşgeldiniz Genel Merkezimize.
Oğuz HAKSEVER- Biz de yayınımızı CHP Genel Merkezinde yapıyoruz. Öncelikle çok farklı gelebilecek bir konu ama bugün görüntüleri izlediğimde sizi Şükrü Kızılot hocamızın cenaze töreninde gördüm. Ben hesap uzmanlığınıza bağladım ama onun da ötesindeymiş galiba.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Yaklaşık 40 yıllık bir dostluğumuz vardı. Son derece zeki, çalışkan, sevecen, gerçekten de hayatında hiç kimseye kötülük yapmayı düşünmeyen, yüreğinde kin beslemeyen çok beyefendi bir insandı. Son derece saygılıydı insanlarla ilişkilerinde. Adeta kendisini topluma vakfetmiş bir kişiydi. Değişik paneller, konferanslar, kitaplar, yazılar, dergiler, bütün bunların hepsinin ana aktörüydü. “Yaklaşım” diye bir dergi var hala yayınlanır, 4 arkadaş bu dergi ilk daha çıkmadan önce ismi ne olmalı diye oturup konuşmuştuk, ismini öyle bulmuştuk “Yaklaşım” olsun diye. Sonra o dergi yaşıyor, hala yaşıyor. Kendi konusunda Türkiye’nin en önemli dergilerinden birisi vergiyi ve ekonomiyi işliyor.
Tabi Şükrü Hocanın şöyle bir özelliği daha vardı; vergi gibi son derece sevimsiz bir konuyu bütün toplumun ilgisini çekecek şekilde kaleme alması, topluma yansıtması, oradaki olumsuzlukları, eleştirileri bir şekliyle topluma maletmesi çok ama çok önemliydi. Bir akademik kimliği de vardı onun profesör sonradan oldu. Ama akademik kimliğinin ötesinde sıradan yurttaşın dahi okuduğu zaman rahatlıkla anlayacağı, olayların çarpıklığını çok daha rahat, güzel örneklerle anlatabileceği yazıları kaleme alıyordu. En son Hürriyet’in yazarıydı. Allah rahmet eylesin diyoruz tabi.
Oğuz HAKSEVER- Allah rahmet eylesin. Efendim gündeme gelince, MİT tırları tartışmasında tutuklanma olasılığı gündeme geldi ve Cumhurbaşkanı bu konuda son olarak “Kendini gündemde tutabilmek için buna benzer şeyler üretiyor, benim gündemimde böyle bir şey yok” dedi. Ne dersiniz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Erdoğan ilginç bir insan aslında. Ama bir zaafı var Kılıçdaroğlu hastalığına mustarip. Miting olur, “Ey Kılıçdaroğlu” günün 24 saati. Bir yerde toplantı olur, “Ey Kılıçdaroğlu.” Bir yerde bir basın mensuplarıyla karşılaşır, “Ey Kılıçdaroğlu.” Ya Kılıçdaroğlu ne yaptı Allah aşkına, ne yaptı, bence bu hastalıktan kurtulması lazım. Şunu asla unutmaması gerekiyor; eğer bu ülkede demokrasi olacaksa kesinlikle ben olacağım. Ha demokrasiyi kaldıracağım benim dışımda hiç kimse konuşmayacak diye bu sivil darbeyi o noktaya taşırsa o ayrı bir şey. 20 Temmuz’da yapılan sivil darbeyi o noktaya taşırsa, “Herkesi susturacağım, bütün sivil toplum örgütlerini susturacağım, siyasal partileri susturacağım” diyorsa o ayrı bir şey. Becerebilir mi? Oturup düşünmesi lazım. Benim her söylediğime laf yetiştiriyor, güzel yetiştirsin hiç de bundan şikâyetçi de değilim. Çünkü o konuşmasa havuz medyasında ben hiç yer almayacağım, hiç ama. O konuşunca çok şükür arada bir bizi de manşete taşıyorlar. Ama onları okuyanlar, o gazeteleri okuyanlar benim ne kadar haklı olduğumu attıkları manşetlerden de vatandaş görüyor ve diyor ki “Evet Kılıçdaroğlu burada doğruyu söylüyor.” Hayatım boyunca hep doğruları söyledim, söylemeye de devam edeceğim.