7 Kasım 2026, Cumartesi
ORTA MANŞET HABER

CHP Ve Müzmin Muhalif Çevreler Merak Etmesin

CHP’nin Ege Adalarına dair son tavrı, milli bir meseleyi iç politika malzemesi yapma vizyonsuzluğudur.

774
CHP Ve Müzmin Muhalif Çevreler Merak Etmesin

 Tarih Unutmaz

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, ‘‘CHP'nin Ege Adaları konusunda söyleyecek tek kelimesi olamaz’’ dedi.

Metin Külünk’ün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:

TARİH UNUTMAZ: CHP'nin Ege Adaları konusunda söyleyecek tek kelimesi olamaz. Son günlerde, Adalarla ilgili olarak, karanlık mahfillerde üretilen bir takım hayali ithamlar, sosyal medyada yer almaktadır. Aslı astarı olmayan bu iftiralar devleti zor duruma düşürme girişimidir.

2. Devletimizi, milli bir davada zora sokmaya yönelik bu propagandaya, art niyetli çevrelerin dümen suyuna girmekte beis görmeyen CHP’nin de katılmasını üzüntüyle izliyoruz. CHP’nin Ege Adalarına dair son tavrı, milli bir meseleyi iç politika malzemesi yapma vizyonsuzluğudur.

3. MİT Tırları ihanetinde olduğu gibi, CHP'li yetkililerin bazı çevrelerle el ele verip adaların Yunanistan’a terk edildiği türünden iftiralarla konuyu farklı boyutlara taşımasından anlaşılıyor ki, hükümeti ve devleti milletin nazarında mahkum etme arayışları devam etmektedir.

4. Üstelik Sayın Cumhurbaşkanımızın kısa süre önceki Yunanistan ziyaretinde, muhataplarına doğrudan milli meselelerimizi aktardığı, bu çerçevede bir takım olumlu adımların atıldığı ve özellikle Batı Trakya Türk azınlıkların haklarına dair düzenlemelerin masada olduğu bir süreçte..

5. Diplomasinin işlediği bir ortamda, CHP’nin birden bire Ege Adaları hassasiyetine kapılması ve iktidarı, yurtdışı operasyonlar nedeniyle imparatorluğu yeniden kurma heveslisi olmakla suçlayan Genel Başkanının ise adeta adalar fatihi olmaya özenmesi tamamen siyasi şovdur.

6. CHP'nin genel başkanı bu şovuna adalar konusuna CHP'nin tarihi katkılarını da eklemelidir. Acaba adalar milli davasının çözümü yönünde tek parti dönemi CHP hükümetleri ne gibi adımlar atılmışlardır? Daha da önemlisi Ege’de ne gibi kazanımlar elde edilmiştir? Merak içindeyiz.

7. Bu hususta da tarihin rehberliği bizi aydınlatacaktır. Nitekim tarihe şöyle bir göz attığımızda görülecektir ki CHP zihniyetinin adalar kelimesini ağzına almaya hakkı yoktur. Zira bu zihniyetin ihanete varan ihmaller zinciri, bu sorunun günümüzdeki boyutunun en önemli sebebidir.

8. İstanbul’un fethi ile başlayan Ege Adalarının Türk hakimiyeti altına girmesinden sonra Yunanistan’ın 1830’da Osmanlı’dan bağımsızlık kazanmasıyla Ege Adaları uluslararası bir mesele halini almıştır.

9. İngiltere, Fransa ve Rusya’nın baskıları sonucu adaların bazıları yeni Yunanistan Devleti’ne verilmiş, ancak Ege’de oluşan bu son statü ilk olarak İtalya tarafından bozulmuştur. 1911 Trablusgarp savasında başarısız olan İtalya, Rodos ve Oniki Adayı işgal etmiştir.

10. Ardından patlak veren 1912-13 Balkan savaşları sürecinde Yunan donanması kalan Türk adalarını da işgal etmiş, bu işgallerden sonra Lozan Antlaşması’na kadar Avrupa ve Osmanlı diplomasilerinin önemli gündem maddelerinden biri Ege Adaları statüsünün belirlenmesi sorunu olmuştur.

11. Ege Adaları’nın statüsünün belirlenmesinde Lozan önemli bir eşik olmuştur. Lozan Konferansı’nda İnönü başkanlığındaki heyete verilen talimatta; Adalar konusunda duruma göre davranılması ve kıyılarımıza çok yakın adaların ülkemize katılmasının talep edilmesi bildirilmiştir.

12. Türk tarafının bu taleplerine karşılık Yunanistan ve İngiltere’nin dediği olmuş, sadece Gökçeada ve Bozcaada Türkiye’ye bırakılmıştır. İtalya’nın elinde bulunan ve Uşi Antlaşması’na göre Türkiye’ye iadesi gereken Rodos ve Oniki Ada’nın statüsü Türkiye’nin aleyhine düzenlenmiştir.

13. Bir başka ifadeyle Lozan'da Türk heyeti adalara dair somut hiçbir kazanım elde edemediği gibi, Anadolu sahillerine adeta bitişik durumda bulunan Antalya Kaş’ın hemen karşısındaki Meis Adası’nın da elimizden çıkışına engel olamamıştır.

14. Türk heyeti üyeleri Ankara’ya döndüklerinde Millet Meclisi’nde özellikle Meis Adası’nın kaybı nedeniyle ağır eleştiriler yapılmıştır. Son taslağı 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nın 12-16. maddelerinde Ege Adaları’nın statüsü kesinleşmiştir.

15. Lozan’da ortaya çıkan bu haksız statü, Türkiye ile İtalya arasında 4 Ocak 1932 yılında yapılan bir anlaşma ile biraz olsun hafifletilmeye çalışılmıştır. Buna göre; Karaada Türkiye’ye kalmış, Meis’e bağlı 30 adacıktan 19 adedi Türkiye’ye 11’i ise İtalya’ya verilmiştir.

16. Ege Adaları’na dair CHP Hükümetlerinin de içinde olduğu kahredici gelişmeler 2. Dünya Savaşı sürecinde yaşanmıştır. Savaş sürecinde İtalyan işgalindeki Rodos ve Oniki Ada, 1943-1945 tarihlerinde Almanya, 1945-1947 yılları arasında ise İngiltere'nin denetimine geçmiştir.

17. İngiltere savaş sonunda 1947 Paris Antlaşması ile silahsız olmak şartıyla Rodos ve bağlı adaları Yunanistan’a verme kararı almıştır. 2. Dünya Savaşı esnasında Rodos ve Oniki Ada Almanya işgalinde iken bu adaların Türkiye’ye verilmesi yeniden gündeme gelmiştir.

18. O tarihlerde Irak’ta Almanya taraftarı olan Raşid Ali Geylani 1941 yılında darbe yapınca, Alman Hükümeti, İngiltere’nin baskılarına karşı durabilmek ve Irak yönetimine yardım ulaştırabilmek için tek çıkar yol olarak Türkiye’nin desteğine müracaat etmiştir.

19. Almanya, Milli Şef İsmet İnönü'ye tarihi bir teklifte bulunarak. Türkiye üzerinden Irak’a silah, malzeme ve kamufle edilmiş asker gönderilmesine izin verilmesi karşılığında Trakya ve adalarda sınır düzenlemesi yapmayı kabul etmiştir.

20. Hatta Alman kaynaklarına göre, bu tarihi teklif Alman makamları tarafından imzaya hazır bir taslak haline bile getirilmiştir. Ancak CHP Hükümeti, bu teklifleri İngiltere ile aramızın bozulmaması gerekçesi ile reddetmiştir.

21. Dönemin Türkiye’deki Almanya Büyükelçisi Von Papen, adalara dair yaşanan bu ihanet hakkında bilgi aktarmaktadır. Von Papen’e göre adalar konusunda CHP Hükümeti içinde bir fikir birliği yoktu. Türk diplomasisi, İngilizler ile Almanlar arasında kalmamak için adım atmamıştı.

22. Ege Adaları’nın Türkiye’ye devri hususu savaşın sonlarına doğru tekrar gündeme gelmiş. Almanya savaşı kaybedeceğini anlayınca bir kere daha CHP Hükümetine müracaat ederek işgalleri altında bulunan Ege Adaları’nı Türkiye’ye devretmek istediklerini bildirmiştir.

23. Ancak CHP idaresi bu teklifi, savaşa katılmadığımız için ganimetten pay alma hakkımız yok diye reddetmiştir. Dönemin CHP zihniyetinin, asırlar boyunca Türk egemenliğinde kalmış bu adaları ganimet alma seviyesinde değerlendirmesi, elbette gafletin ötesinde tam bir ihanet olmuştur.

24. Bu son Alman teklifi karşısında Milli Şef ve CHP Hükümeti, adaları almayı görüşmek bir tarafa, mevcut şartları dikkate alarak tehlikeli bir durumun ortaya çıkmaması için teklifi hemen İngiltere’ye bildirmiştir.

25. İngilizler, CHP Hükümeti’nin bu çekingen tavrı karşısında cevap olarak, adalara ihtiyaçlarının olduğunu ve kendilerinin işgal edecekleri cevabını vermişlerdir. Bu cevap üzerine CHP Hükümeti konuyu tamamen kapatmıştır.

26. CHP Hükümeti bununla da kalmayarak, 1944 yılında Sovyet tehdidi bahanesi ile Yunanistan ile işbirliği yapmak amacıyla Rodos ve Oniki Ada üzerinde hiçbir talep ve iddiada bulunmayacağını resmi yoldan Yunan Hükümeti’ne bildirmiştir.

27. Böylece Yunanistan, CHP Hükümetinin dostluk mesajları gölgesinde İngiltere’nin hediyesi olan bu adaları ele geçirmiş ve böylece Ege’ye neredeyse bütünüyle hâkim olmuştur.

28. Adaların statüsüne dair eski Dışişleri Bakanlarından İhsan Sabri Çağlayangil 1972 yılında basına verdiği bir demeçte; CHP Hükümetinin ihanete varan bir diğer tavrına ışık tutmuştur. Çağlayangil, gazeteci Cüneyt Arcayürek’e verdiği demecinde; ilginç bir detay anlatmıştır..

29. Çağlayangil, İngiltere’nin, İtalya ile Yunanistan arasında adaların alınıp verilmesi gündemi ile yapılacak Paris Konferansına Ankara’daki Türk Hükümeti’nin de davet edildiğini ancak Dışişleri Umum Katibi nezdindeki bu teklife CHP Hükümetinin cevap dahi vermediğini belirtmiştir.

30. İngiliz Elçisi ikinci bir teşebbüste bulunmuş ve bu adalarda Türklerin de oturduğunu, bu açıdan konferansta Türkiye’nin bulunmasının uygun olacağını ifade etmiştir. Hatta Elçi, konferansa tam katılımı istemeyen Türk Hükümetine hiç değilse bir müşahit yollamasını telkin etmiştir.

31. Ancak CHP Hükümeti tekliflerin hiçbirini kabul etmemiştir. Çağlayangil, bu konuya dair belgelerin Türk Dışişleri Arşivinde bulunduğunu, kendisinin de bir fotokopisini aldığını belirtmektedir.

32. Ayrıntıları arşivlerimizde olan bu olaylar karşısında CHP’yi, bir takım karanlık mahfillerde üretilen dedikoduların peşine düşmek yerine, milli çıkarları gözeten, sorumlu tavır takınmaya ve tarihteki bu utanç sayfalarının mahcubiyetini biraz olsun hissetmeye davet ediyorum.

33. Bugünkü duruma gelince, CHP ve müzmin muhalif çevreler merak etmesin. Türkiye Devleti, ilgili bütün kurumlarıyla, gerektiğinde caydırıcı askeri varlık, ileri diplomasi deneyimi ve sahip olduğu kadroların dinamizmi ile Ege’de milli çıkarları kararlılıkla savunmaktadır.

Paylaş

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır. Hakaret, küfür ve suç teşkil eden içerikler onaylanmaz.

İlgili Haberler

Tümü