Üst Header Banner Reklam
 
Türkiye Kimsenin Mutlak Yanında Veya Mutlak Karşısında Değildir
Suriye sahasında faaliyet göstermeye en çok hakkı olan ülke Türkiye’dir. İşte bu anlayışla, Suriye politikamızı daha genişleterek, daha derinleştirerek, hem sahada hem masada söz sahibi olarak yolumuza devam edeceğiz.
17.4.2018 12:16:34
Bu haber 155 kez okundu
Türkiye Kimsenin Mutlak Yanında Veya Mutlak Karşısında Değildir

AK Parti TBMM Grup Toplantısı

 Suriye Konusunda Türkiye Kimsenin Mutlak Yanında Veya Mutlak Karşısında Değildir

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.

Konuşmasının başında, geçen haftaki parti grup toplantısından bugüne kadar katıldığı programlar ve yaptığı görüşmelerle ilgili bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polis Haftası münasebetiyle polislerle bir raya geldiğini hatırlattı ve Emniyet Teşkilatı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

“FETÖ’NÜN, YALANI VE ŞAHSİYETSİZLİĞİ MEŞRU GÖREN YAPISINDAN DOLAYI, ÖRGÜT MENSUPLARINI AYIKLAMAKTA ZORLANIYORUZ”

Proje terör örgütü FETÖ’nün içeriden çürüterek, PKK’nın dışarıdan hücum ederek devre dışı bırakmaya çalıştığı Emniyet Teşkilatı’nı milletle birlikte bu saldırılardan kurtardıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla birlikte, her yerde olduğu gibi, Emniyet Teşkilatımız içinde de hâlâ, kılıç artığı mahiyetinde terör örgütü mensupları bulunuyor olması muhtemeldir” dedi.

FETÖ’nün; her türlü yalanı, takiyyeyi ve şahsiyetsizliği meşru gören yapısından dolayı, örgütün mensuplarını tespit etmekte ve ayıklamakta zorlandıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskiden beri hep yaptıkları gibi, iftiralarla, saptırmalarla, sahte belgelerle, masum insanların hayatlarını karartmak için fırsat kolluyorlar. Belki anlık neticeler alıyor gibi görünebilirler; ama eninde sonunda gerçekler ortaya çıkıyor ve bu kumpasçılar yakayı ele veriyor” diye konuştu.

“TERÖRİSTLE BİRLİKTE HAREKET EDENLERİN ONLARDAN BİR FARKI YOKTUR”

Konuşmasının başında, “Teröristle birlikte hareket edenlerin bizim nazarımızda onlardan bir farkı yoktur” ifadelerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüreğinde zerre kadar Allah korkusu, adalet duygusu, hak ve hukuk hassasiyetleri, ülke ve millet sevgisi olan hiç kimsenin böyle bir yola tevessül etmeyeceğine inanıyorum. Buna rağmen yanlışa düşenler olursa, hiç kusura bakmasınlar, vakti saati geldiğinde kendilerini mahkemelerin önünde hesap verirken bulurlar. Milletimiz şundan emin olsun ki yedi gün yirmi dört saat terör örgütlerinin ensesindeyiz. FETÖ’nün yurt içinde ve yurt dışında bulunan tüm kritik elemanlarını birer birer hak ettikleri akıbete duçar eyliyoruz. Aynı şekilde PKK’ya hem sınırlarımız içinde hem sınırlarımız dışında nefes aldırmıyoruz” şeklinde konuştu.

FETÖ mensuplarından cezaevinde olanların adalete hesap verdiğini, kaçanların devletin ne zaman yakalarına yapışıp hesap soracağını bilmenin tedirginliği içinde olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbirinin de akıbetinin, yurt dışında yakalanıp ülkeye getirilen 80’in üzerindeki FETÖ’cüden farklı olmayacağını vurguladı. “Pensilvanya’ya kaçarak kurtulduğunu sanan terörist başının durumu da farklı olmayacaktır, er veya geç onu da alacağız” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkeye ve bu millete ihanet eden herkes, eninde sonunda hak ettiği cezaya maruz kalacaktır” diye ekledi.

“MİLLETİMİZ 15 TEMMUZ’DA SİYASETÇİLERE ÖNEMLİ BİR MESAJ VERDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhuriyet döneminde yaşadığımız siyasi ve ekonomik krizlerin en önemli sebeplerinden biri olan yönetim sistemimizdeki tıkanıklıkların aşılmasına vesile olacağına inandığım Anayasa değişikliğimiz, 2019 Kasım seçimlerinde tamamen yürürlüğe girecek. Aslında, Türkiye’nin darbeler, cuntalar, vesayet ve krizler üreten bir yönetim sistemiyle devam etmesine imkân kalmadığı, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında tüm çıplaklığıyla görülmüştü. Milletimiz 15 Temmuz’da, geçmişten farklı olarak, bizzat sokağa inerek ülkesinin ve milletinin geleceğine el koyarken, biz siyasetçilere de çok önemli bir mesaj vermiştir.”

Konuşmasında bugün, sekizinci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın 25’inci vefat yıl dönümü olduğuna da işaret ederek kendisini rahmetle yâd ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Özal’ın adını memleketi Malatya’da yaşatmak için Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin kurulacağını ve YÖK’ün gerekli hazırlıkları tamamladığı müjdesini verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ, rahmetli Özal’ın ismini istismar ederek, Ankara’da bir üniversite açmıştı. Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin kuruluşuyla, hem merhum Özal’a olan vefa borcumuzu ödüyor, hem de FETÖ’nün bu istismarını tarihten kazımış oluyoruz” diye konuştu.

Sağlığında Özal’a saldıranların, AK Parti iktidarında da kendisini hedef aldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de ilericilik, devrimcilik ve solculuk adına ülkenin ve milletin hayrına olan her türlü değişime karşı çıkan bir güruhun, bugün de aynı şekilde işbaşında olduğunu, ana muhalefet partisine hâkim olan zihniyetin de bunun en çarpıcı örneği olduğunu belirtti.

Milletin, darbe gecesi meydanlarda, gönüllerde yaptığı ittifakı, Milliyetçi Hareket Partisi ve destek veren diğer partilerle siyaset sahasında hayata geçirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi, milletimizin gönlünde yaptığı, bizim de halk oylamasıyla sandığa teşmil ettiğimiz bu ittifakı, 2019 milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimine de taşıyoruz” sözlerine yer verdi.

“MUHALİF OLMAKLA YEMİNLİ MUARIZ OLMAYI BİRBİRİNE KARIŞTIRIYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Muhalif olmakla yeminli muarız olmayı birbirine karıştıran bu partinin ve onun başındaki zatın, ülkemizle, milletimizle, devletimizle olan bağı gün geçtikçe zayıflamaktadır. Öyle ki, bu partinin başındaki zatın görevlendirmesiyle, bölücü örgütün güdümündeki partinin eski genel başkanının duruşmasını takip eden bir CHP yöneticisi, ‘tarihe not düşecek bir savunma’ diyebilmiştir. Evet, milletimiz, ülkenin ana muhalefet partisinin terör örgütünün siyasi koluna bakışını ifade eden bu beyanını hafızasına kaydetmiş ve tarihe asıl CHP için not düşmüştür. Terör örgütünün yandaşı partinin eski genel başkanını, bu partinin milletvekillerinden daha çok, CHP milletvekilleri ziyaret etmiştir, bu da manidardır. Allah için bu neyin aşkıdır? 6-8 Ekim olaylarının faillerine yönelik bu teveccühün sırrı nedir? Biz işte bunun için, ana muhalefet partisi ‘ana hıyanet partisi’ oldu diyoruz. Terörist sevicilikten başka hiçbir vasfı bulunmayan bir partiye ve onun sabık genel başkanına gösterilen bu hayranlıkla CHP’nin gideceği yer, olsa olsa Kandil olur, başka bir yer olmaz.”

Sanatçılar, sporcular ve medya mensupları ile Hatay’daki sınır karakoluna askere destek ve moral ziyareti yaptığında ana CHP Genel Başkanı’nın herkese hakaretler yağdırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun üzerine milletimiz kendisini rezil rüsva etmiş olacak ki kalktı kendisi de Hatay’a gitti” diye konuştu. Ziyaret esnasında giydiği askeri kamuflaja da laf attığını, bunun üzerine CHP liderine postal ve parka gönderme teklifinde bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP’nin başındaki bu zat, ‘parkayı ve postalı öğrenciliğimden beri giyiyorum’ demişti. Nihayet 40 yılda doğru bir söz etti. Biz de onu diyoruz zaten, siz teröristlerin giydiği parkayı ve postalı giyersiniz, biz Mehmetçiğin parkasını ve postalını giyeriz; aramızdaki fark bu” ifadelerini kullandı.

“YAPTIKLARI EYLEMLER VE SÖYLEDİKLERİ SÖZLER BÖLÜCÜ ÖRGÜTÜN BORAZANLIĞINDAN İBARET”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “CHP’nin başındaki zatın mensubu olduğunu ima ettiği örgütlerin ortak özelliği; bu ülkenin ve milletin tüm değerlerine düşman olmalarıdır. Kılıçdaroğlu da aynı yolun yolcusu olduğunu itiraf etmekte beis görmediğine göre, artık CHP’nin sahte üyelik törenlerine, göstermelik adaylara ihtiyacı kalmadı demektir. Nitekim bu partinin İstanbul İl Başkanının ve pek çok yöneticisinin geçmişten bugüne yaptıkları eylemlere, söyledikleri sözlere bakıyoruz, hepsi de bölücü örgütün borazanlığından ibaret. PKK’dan tut DHKP-C’ye varıncaya kadar hepsinin buralarla bağlantıları, iltisakları var. Daha da vahimi, ülkemizde FETÖ’sünden PKK’sına, DHKP-C’sine kadar ne kadar örgüt destekçisi varsa, hepsi de CHP eylemlerinde başı çekiyor.”

Demokrasilerde muhalefetin en az iktidar kadar güçlü olması gerektiğini, rekabetin siyasette de bereket anlamı taşıdığını; ancak böyle bir CHP’nin ülke ve millet için siyasi alternatif olarak varlığını sürdürmesi mümkün olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Binde 3’lük, bende 5’lik partilerin üslubu ve tarzıyla ana muhalefetlik yapılmaz, yapılamaz. Eğer ana muhalefetlik iddiasında bulunuyorsanız, en az yüzde 50’ye talip olmak zorundasınız” dedi.

“Türkiye’de iktidarda bir değişiklik beklentisi olmayabilir, ama ana muhalefet konusunda çok ciddi bir değişiklik beklentisinin oluştuğunu görebiliyoruz” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019’dan sonra AK Parti’nin yine güçlü bir şekilde Meclis’te ve Cumhurbaşkanlığında yer almayı sürdüreceğini; fakat CHP’nin akıbetini kestiremediklerini söyledi.

“TÜRKİYE OLARAK PASİF KALAMAYIZ”

“Geçtiğimiz hafta, Amerika, İngiltere ve Fransa tarafından Suriye’ye yapılan operasyon bölgemizdeki krizin nasıl tüm dünyaya yayılma potansiyeli taşıdığını bir kez daha gözler önüne sermiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir anda 3. Dünya Savaşı senaryolarının güncellenmesine yol açan bu gelişme, Türkiye’nin Suriye politikasının doğruluğunu ifade etmiştir. Ülkemizde yaşayan 3,5 milyon Suriyeli kardeşimiz ve Suriye topraklarından ülkemize yönelen tehditler sebebiyle Türkiye olarak, bu meselede asla geride duramayız, pasif kalamayız. Son yıllarda yaşadıklarımız bize, şayet biz terör örgütlerini inlerinde bulup yok etmezsek onların gelip Ankara’da, İstanbul’da, vatan topraklarının her karışında eylem yapabileceklerini göstermiştir” şeklinde konuştu.

“SAHADAKİ VARLIĞIMIZI GENİŞLETEREK SÜRDÜRMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin devamında, “Aynı şekilde biz gidip Suriye topraklarını güvenli hâle getirmezsek, ülkemizdeki 3,5 milyon kardeşimizin kendi yuvalarına dönme imkânına asla kavuşamayacaklarını da tespit ettik. Hem kendi güvenliğimiz hem Suriyeli kardeşlerimize huzurla yaşayabilecekleri yerler oluşturabilmek için sahadaki varlığımızı genişleterek sürdürmek mecburiyetindeyiz. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarımızla güvenli hâle getirdiğimiz 4 bin kilometrekarelik alan önemlidir, ama yeterli değildir. Buralara, şu ana kadar yüzbinlerce Suriyeli kardeşimiz geri dönüp yerleşmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Rejimin Doğu Guta’daki saldırıları ile bunun ardından rejime ait kimyasal silah tesislerine yönelik bombardıman göstermiştir ki Suriye’de kırmızı çizgiler yoktur, sadece konjonktürel çıkarlar vardır. Üstelik bizim Suriye konusundaki hassasiyetlerimiz konjonktürel değil, tam tersine hayatidir. Çünkü kendi güvenliğimiz ve onunla birlikte milyonlarca Suriyelinin geleceği söz konusudur. Öyleyse, Suriye sahasında faaliyet göstermeye en çok hakkı olan ülke Türkiye’dir. İşte bu anlayışla, Suriye politikamızı daha genişleterek, daha derinleştirerek, hem sahada hem masada söz sahibi olarak yolumuza devam edeceğiz. Suriye konusunda Türkiye kimsenin mutlak yanında veya mutlak karşısında değildir.”

Türkiye’nin dış politikasının esasının; “dostlarının sayısını çoğaltmak, düşmanlarının sayısını azaltmak” olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Ama bir şartla, dostlarımızın dostluğunu görmemiz lazım ki onlarla birlikte yol yürüyebilelim. Suriye’de olup bitenler bize aynı zamanda dostlarımızın samimiyetini, düşmanlarımızın da gücünü gösteriyor. Hamdolsun her iki konuda da yeteri kadar fikir sahibi olduk. Daha önemlisi, kendi göbeğimizi kendimiz kesmeyi başarabildiğimizden beri kimseye ihtiyacımız olmadığını da gördük. Bugün Türkiye geleceğine dünden daha güvenle bakabilmektedir. İnşallah yarın çok daha iyi bir yerde olacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.”

“MHP GENEL BAŞKANI DEVLET BAHÇELİ’YLE YARIN GÖRÜŞECEĞİZ”

 

TBMM’den ayrılışı esnasında basın mensupları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, milletvekilli ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin erkene alınarak, 26 Ağustos 2018 tarihinde yapılması yönündeki görüşlerini nasıl değerlendirdiğini sordu. Yarın MHP Genel Başkanı Bahçeli ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde görüşeceklerini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmemizde bizim gerek bu süreçle ilgili, gerek bu tür açıklamayla ilgili görüşmelerimizi orada değerlendiririz. Dolayısıyla şu anda benim herhangi söyleyecek bir şeyim yok, söyleyeceklerimi zaten burada da söyledim” dedi.

 

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR